| |

Çamlık Motel
İznik gölü sahilinde doğayla iç içe
İznik Bursa
(+90 224) 757 13 62

WOW Uludağ Otel
Mükemmel bir pistte gün boyu kayak yapmanın zevkini yaşayacaksınız .
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 22 88

Çağlayan Yeni Otel
Ağaçlar içinde doğa ile başbaşa tatil keyfi .
İnegöl Bursa
(+90 224) 715 11 10

Yazıcı Regency Otel
Sauna Türk Hamamı Jakuzi Masaj Isıtmalı Yüzme Havuzu kayak
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 20 40

Voyage Alkoçlar Otel
Kar ve kayak keyfi
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 23 22

Ulukardeşler Otel
Bursa da kar keyfi farklıdır
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 21 36

Monte Baia Otel
Kayak ve kar keyfini bizimle yaşayın
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 23 83

Le Chalet Yazıcı Otel
Kar kayak ve konfor Uludağ 'da tatilin adresi
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 23 40

Kirazlıdoğa Otel
Doğa kar dağcılık hepsi burda .
Uludağ Bursa
(+90 224) 283 21 37

Karkay Otel
Uludağ daki sıcak yuvanız.
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 23 90

Akfen Club Hotel
Uludağ, kışın kayak sporları, yazın dağcılık ve kampçılık için elverişlidir.
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 20 27

Büyük Uludağ Otel
Uludağ, sucuk evi çeşitli aktiviteler ve kayak
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 22 44

Beceren Otel
Uludağ: Bir "OLYMPOS", tanrılarının dağı. Siz hiç Olympos eteklerinde kayak yaptınız mı?
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 21 11
|
Nilüfer :
Kimi araştırmacılara göre Bursa bölgesindeki ilk yerleşime ev
sahipliği yapan Nilüfer ilçesi, gerek Osmanlı ve Bizans, gerekse tarihin
daha önceki dönemlerinin izlerini taşır. Yeni gelişen bir ilçe olduğu
için bugünkü Nilüfer’in merkezinde tarihi niteliği olan yapılar
bulunmamaktadır. Ancak Nilüfer’e bağlı mahalle, köy ve beldelerde
geçmişe ışık tutan izler ve tarihin çeşitli dönemlerine ait yapılar
bulunmaktadır.
Nilüfer’de; Alaaddinbey Mahallesi’nde bulunan Tepecik Höyüğü, Gölyazı,
Tahtalı Köyü, Akçalar beldesinin Aktopraklık Höyüğü ve Gölyazı adalar
bölgesi, arkeolojik sit kapsamına alınmış bölgelerdir. Bu bölgelerde
tarihin çeşitli dönemlerine ait kilise, cami, hamam, çeşme,
manastır-kale kalıntıları gibi yapılar ile tescilli anıt ağaçlar ve
hatta tarih öncesine ait buluntular yer almaktadır.
Akçalar
Akçalar beldesinin, Aktopraklık mevkii tarih öncesi yerleşim yerinin
mevcut olduğu çok önemli bir merkezdir. Bu bölge halen Fikirtepe
kültürünün bilinen en batı yerleşim yeridir. Aktopraklık mevkii yalnızca
Bursa bölgesi için değil, Anadolu ve Balkan kültür tarihi bakımından da
büyük önem taşır. Fikirtepe kültürü Marmara Bölgesi'nde yerleşik yaşama
geçtiği bilinen en eski tarımcı köy topluluklarını temsil eder. Bu
anlamda çiftçiliğin Anadolu'nun kuzeybatı kesimlerine ilk olarak
Fikirtepe evresi içinde geldiği ve çok kısa bir süre sonra da Güneydoğu
Avrupa'da yaygınlaştığı bilinir. “Neolitik Devrim” olarak da tanımlanan,
avcı-göçebe yaşamdan tarım kültürüne dayalı yerleşik yaşama geçilen
süreç, kültür tarihinin en önemli aşamalarından biri ve günümüz
uygarlığının temellerinin oluştuğu dönem olarak kabul edilir.
Bölgede 2004 yılında başlayan arkeolojik kazı çalışmalarında, günümüzden
yaklaşık 7 bin yıl öncesine ait, akarsu kenarına kurulu ilk tarımcı
toplulukların yaşadığı 2 köyün kalıntıları ortaya çıkarıldı. Bölgede
ayrıca; yiyecek pişirilmesi ve saklanmasında kullanılan çanak-çömlek,
çakmaktaşı, kemikten yapılan aletler, dönemin inanç sistemlerini
yansıtan tapınç heykelcikleri, koyun, keçi, sığır gibi hayvan kemikleri
ve bitki kalıntıları bulundu.
Yerleşim yerinin güneybatısında ise geç Roma -Bizans dönemine ait küçük
bir iskan yeri ile bir kilise ve çiftlik evinin kalıntılarına rastlandı.
Tarihin hemen her dönemine ait izlerle günümüze kadar gelen Akçalar,
Osmanlı dönemine ait kadı sicillerinde Yıldırım Camii vakıfları arasında
gösterilir. Adını, bölgede bir zamanlar çokça bulunan akça ağacından
alan beldede, 1978 yılına kadar tarihi özelliklerini koruyarak
kullanılmış ve sonradan yenilenmiş bir hamam var.
Tahtalı
Uludağ’ın yamaçlarına kurulmuş bir köy olan Tahtalı ve çevresinde çıkan
buluntular, Bursa’dan önce bölgedeki en önemli antik yerleşmenin bu köy
civarında kurulduğunu göstermektedir.
Köy çevresinden çıkan bazı eserlerin Bursa’da varlığına tanık olduğumuz
kalıntılardan daha eski dönemleri işaret ettiğini belirten kimi
araştırmacılara göre, Bursa bugünkü yerine gelmeden önce büyük
olasılıkla bu bölgede kurulmuştur. Köyde bulunan seramik malzeme ile
mermer mimari parçalardan, buradaki yerleşimin M.Ö 2. yüzyıla kadar
uzandığı tespit edilmiştir. Bu durum da Prusa şehri kurulmadan çok önce
bu bölgede bir yerleşimin olduğunu göstermektedir.
Yörede Bizans döneminden kalma örenler vardır. Bunlardan biri günümüzde
özel mülkiyete geçmiş bulunan kale öreni, diğeri de Hagios Theodoros’a
adanmış olduğu öne sürülen ve yalnızca temelleri kalmış bulunan
kilisedir.
Tahtalı ve çevre köylerde yaygın söylentiye göre, kale bedenindeki
kemerli bir açıklıktan girilen toprakla dolmuş durumdaki tünel,
kuzeydeki Kitai (Ürünlü) kalesine değin uzanmaktadır.
Köyde ayrıca 1850’li yıllarda yapıldığı anlaşılan tarihi bir cami
vardır. Yakın geçmişe kadar kullanılan ancak yenisi yapılınca kapatılan
ve artık kullanılmayan caminin minare kaidesinde bulunan yazıt taşında,
minarenin Halil Ağa adlı biri tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir.
Osmanlı döneminde Türk ve Rumların birlikte yaşadığı ve günümüzde ayakta
kalan eski Rum evleriyle o yılların tanıklığını sürdüren Tahtalı, bugün
halen atalarının yaşadığı yerleri görmeye gelen Yunanlı turistlerce
ziyaret edilen bir bölgedir.
Ürünlü'de Kite İzleri
Nilüfer’deki en eski yerleşim yerlerinden biri olan Ürünlü Mahallesi’nin
geçmişi, Roma döneminde kurulmuş olan Kite Köyüne kadar uzanır. 1960
nüfus sayımında Bursa'ya bağlı Görükle bucağı içinde bir köy olarak
gözüken Kite'nin ismi daha sonra Ürünlü'ye dönüştürülür ve 1987 yılında
ise Nilüfer ilçesine bağlı bir mahalle statüsü kazanır.
Bugün Ürünlü’de, bir bölümü ayakta kalmış antik surların çevrelediği bir
tarihi kale kalıntısı vardır. Dikdörtgen planlı kale duvarlarının bir
kısmı tahrip edilmiş olsa da, kale çeşitli yüksekliklerde üç parça duvar
kalıntısı ve dörtgen planlı köşe burçlarının temel izleri korunarak
varlığını sürdürebilmiştir. Kite Kalesi’nin bulunduğu bu alanda tarihi
M.Ö. 3. yüzyıla kadar uzanan antik seramik parçalar da geçmişin
belgeleri niteliğini taşır.
Romalılar’ın Mora Yarımadası’nı ele geçirdiği yıllarda, bu yarımadanın
Kite adı verilen kentinden göçen kişilerin buraya yerleştikleri ve
bölgeye, daha önce yaşadıkları kentin adını verdikleri söylenir.
Osmanlılar, Bursa'dan önce 1324 yılında Kite’yi fethettiğinde burası
büyük bir tekfurluktur. Gemlik ve Mudanya arasında bulunan Kite, Osmanlı
Devleti’nin kuruluş yıllarından başlayıp, 19. yüzyıla dek bölgenin en
büyük yerleşim ünitelerinden biri olma özelliğini korur. O tarihlerde
Kite ilçe merkezi konumundayken, Gemlik ve Mudanya ise Kite'ye bağlı
birer köydür.
Günümüzde, Ürünlü Köyü içindeki bazı bahçelerde iri gövdeli eski dut
ağaçlarına rastlanır. Bu saptama, yörede eskiden ipekböcekçiliğinin
yapılmakta olduğunun bir göstergesidir. Kite uygarlığının izlerini
taşıyan Ürünlü günümüzde, 2. derece arkeolojik SİT alanı olarak koruma
altına alınmıştır.
Ürünlü’de ayrıca, yapım yılı bilinmeyen, anıtsal yapı niteliğinde eski
bir köy hamamı ile doğal anıt bir çınar ağacı vardır.
Misi
Nilüfer’in 24 mahallesinden biri olan ve bugün Gümüştepe adıyla anılan
yerleşimin eski adı “Misi”dir.
Misi; Orhaneli yolu üzerinde, etrafı ormanlarla kaplı dört tepenin
çevrelediği, eğimli arazi üzerine kurulu bir yerleşim yeridir.
“Tarihin babası” olarak anılan Heredot'a göre M.Ö. 1816’da Trakya'dan
Anadolu'ya geçen altı kavimden biri olan Mysi'ler burada "Misyalılar"
olarak bilinen bir birlik kurmuşlardır. Bu kavim dünya tarihinde ilk kez
batıdan doğuya geçen kavim olarak bilinir. Misyalılar bu bölgede;
“Misipolis” (Misi-şimdiki Gümüştepe Mahallesi), “Misapoli” ve “Eşkel”
isimli üç yerleşim kurmuşlardır.
M.S. 183 yılında putperest Batı Romalıların baskısıyla Batı Roma’dan
İstanbul’a, oradan da Bursa’ya (Prusias) gelen dini kavimlerin
içerisinde olan ve adı Alex olarak tarihe geçen bir keşiş, seksen beş
kişilik maiyetiyle birlikte Hıristiyanlığın öncüleri olarak İnkaya Köyü
ve Misi Köyü’ne yerleşmiştir. İki kola ayrılan keşişler Keşiş Dağı
olarak adlandırılan Uludağ’ın (Olympos) eteklerine yayılmışlardır.
“Misi” kelimesinin kökeni de Misyalıların yurt olarak buraya
yerleşmeleri ve misyonerlik merkezi olarak Misi’nin seçilmesinden
gelmektedir. Yörenin gizlenmeye elverişli bir boğaz niteliğinde olması
keşişlerin burada yüzyıllarca güçlü bir misyonerlik örgütü kurmalarına
yol açmıştır. Bu dönemde Misi’de bir konsül toplanarak üç kez yazılmış
olan İncil’in ruhu araştırılmış ve Misipoli Manastırı'nda İncil
tartışmaları yapılmıştır. Bu bilgiye dayanılarak; Misi’de anılan
manastırda İncil’in bir nüshasının gömülü olduğuna inanılmaktadır. 1953
yılında manastırda kazı çalışmasına başlanmış ancak aynı yıllarda köye
akın eden define avcıları ve tarihi eser yağmacıları tarafından manastır
talan edilmiştir. Günümüzde ne yazık ki bu manastırdan eser kalmamıştır.
1316’da Orhan Gazi Hıristiyanlık merkezi olan Misi’yi alıp Bursa’yı
kuşatma altına almak amacıyla burada ve Kestel’de birer kale
yaptırmıştır. Bu dönemde Misi‘nin 10 yıl süreyle geçici başkent olduğu
söylencelerde yer almaktadır, ancak bu tarih gerçekte pek
bilinmemektedir. Sonra 1326’da Bursa’nın fethiyle birlikte Misi ikinci
plana düşmüştür.
Misi jeolojik özellikleri nedeniyle de her dönemde dikkat çekici bir
yerleşim yeridir. Tarih boyunca güneyden kuzeye akan Nilüfer Çayı Bursa
Ovası'nı ikiye bölmüş ve Batı’dan gelen yolcular, kervanlar meşhur İpek
Yolu üzerinde bulunan Misi’den geçmişlerdir. Çünkü o dönemlerde oldukça
güçlü bir akarsu olan Nilüfer Çayı, başka bir noktadan geçit vermemekte,
bir tek Misi'de keskin bir dirsek yaparak, uzunluğu üç kilometre
civarında olan bir boğazın içinde akmaktadır.
Misi de eskiden üç tane ahşap han bulunduğu söylenmektedir. Misi ile
Bursa arası yaklaşık 15 km. olduğundan, İpek Yolu’nu kullanan tüccarlar
o dönemde Misi’ de konaklıyorlardı. Cumhuriyet dönemi ile birlikte yeni
İzmir yolunun açılması, Nilüfer çayının kanal ve baraj ile kontrol
altına alınması ve yeni köprülerin yapılması ile Misi’nin, milattan
önceden beri süregelen önemi ikinci plana düşmüştür.
Misi şarapçılık ile de ünlüdür. Misi’de geçmişte yer alan beş manastırın
dini ayinlerinde tüketilen şarap bizzat manastırların kendi bağlarından
elde ediliyordu. Yüzyıllarca Bizans’a buradan şarap gitmiştir. Bu
zanaatı miras alan Türkler dini nedenlerle önce şarap yerine pekmez
yapımıyla uğraşmışlar, 1935 ten sonra şarapçılığa dönüşebilmişlerdir.
Ünlü Misi şarabı yedi imalathanede sürdürülürken bu gün üzüm bağlarının
nedeni henüz bilinmeyen bir hastalık sonucu kuruması ve bağların konut
alanlarına yenik düşmesi nedeniyle şarap imal eden iki imalathane
kalmıştır. Yörede daha önce 4 adet şaraphane, bulunurken bu gün sadece 1
adet şaraphane kalmıştır. Misket Şarabına kaynaklık eden ve özel
aromasıyla yalnızca bu yörede yetişen Misket üzümü de tükenme tehlikesi
ile karşı karşıyadır.
Tarihi kaynaklara göre eski Misi halkı üzüm ve ipek böceği üretimiyle
uğraşan bir toplumdu. İpek Bursa’nın önemli bir ekonomik girdisi
olduğundan, çevre yerleşmelerde bu ekonomik aktiviteden oldukça
etkilenmiştir. Misi evleri de geniş sundurmaları ile ipek böcekçiliğine
göre inşa edilmiştir. Günümüzde Misi, özgün mimarisiyle günümüze kadar
ayakta kalan eski evleri ile de ünlü bir yerleşimdir. Bu nedenle 1989
yılında Kentsel Sit alanı ilan edilen bölgedeki yapıların büyük bölümü
18. yüzyıl ortalarında inşa edilmiş olup 17. yüzyıldan kalma yapıların
da bulunduğu tahmin edilmektedir. Köyde bulunan tarihi eserlerden
bazıları yerleşmenin 1700'lere kadar uzandığını göstermektedir.
Gölyazı
Gölyazı beldesi, Nilüfer ilçesindeki en zengin antik yerleşim
yerlerinden biridir. Bursa-İzmir karayolunun 35. kilometresinde bulunan
yol ayrımından 7 kilometre uzunlukta bir yolla ulaşılan ve Uluabat
Gölü'nün doğu ucunda, derin bir yarımadanın üzerinde kurulan beldenin
tarihi M.Ö. 6. yüzyıla dek uzanır.
Yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre; bugünkü Gölyazı beldesinin
antik adı, “Rhyndacum üzerindeki Apollonia” demek olan "Apollonia ad
Rhyndacum"dur. Antik çağlarda Anadolu'da kurulmuş "Apollonia" adlı dokuz
kent olduğu biliniyor ve bu adın hem diğer kentlerden ayrılabilmesi, hem
de Aizani (Çavdarhisar) çevresinden çıkan Rhyndacus (Adranos) denilen
çaya atfen konduğu kaynaklarda belirtiliyor. Uzun yıllar Bizans
egemenliği altında sakin bir hayat süren kent, 14. yüzyıl başlarında
bölgede güçlenmeye başlayan Osmanlı akıncılarına dayanamayıp Prusa
(Bursa) ve Apamea'dan (Mudanya) kaçanların toplandığı bir kent olarak
anılır.
Roma döneminde kent adına para basılmıştır. Bugüne dek gerçek anlamda
arkeolojik bir kazının gerçekleştirilmediği bölgeyle ilgili bazı
bilgiler burada bulunan sikkelerin incelenmesi ile elde edilmiştir.
Bölgede, M.Ö. 1. yüzyıla tarihlenen Apollonia ad Rhyndacum sikkelerinin
yanısıra, bol miktarda Bizans imparatorluk sikkeleri de bulunmuştur. Hem
beldede, hem de Uluabat Gölü üzerindeki adalardan Alyos ve Manastır
adalarında Bizans döneminden kalma örenler bulunmaktadır.
Halk arasında "Deliktaş" olarak anılan ve su kemeri olduğu tahmin edilen
bir yapı ile "Taş Kapı" diye adlandırılan antik kale kalıntılarının
yanısıra, Kız Adası’nda bulunan Apollon Tapınağı’nın kalıntıları, antik
tiyatro kalıntıları, yarımadanın çevresinde kalıntılarına rastlanan
surlar, 19. yüzyılda burada yaşayan Rum azınlık tarafından yaptırılan
Hagios Georgios Kilisesi ve Manastır Adası’nda kalıntıları bulunan
Hagios Konstantinos Manastırı Kilisesi bölgenin en ilgi çekici tarihi
kalıntılarıdır.
SiT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bölgede ayrıca, yapılış
tarihi bilinmeyen tarihi bir cami ve hamam ile bugün “ağlayan ağaç”
adıyla anılan ve beldenin yarımadayla bağlantısını sağlayan köprünün
başında bulunan 400 yıllık çınar da görülmeye değer bir doğa
harikasıdır.
Gölyazı, Türklerle Rumların ortak tarihi açısından önemli özelliklere
sahip bir beldedir. Eski bir Rum köyü olan ve bugün daha çok mübadele
ile Selanik’ten göç edenlerin yaşadığı Gölyazı, Osmanlı döneminde
Türklerle Rumların birarada yaşadığı ve Rumların çoğunlukta olduğu bir
yerleşim merkeziydi.
Nilüfer'in Köprüleri
Mihraplı Köprü
Nilüfer Çayı'nın üzerinde pekçoğu tarihi değere sahip birçok köprü
vardır. Bu eserlerden Mihraplı Köprü, Çelebi Sultan Mehmed'in kızı
Selçuk Hatun tarafından 15. yüzyılda yaptırılmıştır.
Nilüfer Deresi'nin iki ana kolu üzerinde kurulmuş, yarım haldeki
köprünün müzeye kaldırılmış olan kitabelerinde "Bu köprü, Osman oğlu
Orhan oğlu Bayezid oğlu Mehmed'in kızı, kadınların sultanı, melikelerin
melikesi, iyilikleri son dereceye ulaşmış olan Selçuk Hatun'un emri ile
kuruldu. Allah iffet ve ismetini devam ettirsin" denilmiş ve köprü
kalıntısının yetkililerce korunması vasiyet edilmiştir. Günümüzde
köprünün hemen yanına yenisi yapılmıştır.
Nilüfer Köprüsü
14. yy'da Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hatun tarafından yaptırıldığı için
O’nun adıyla anılan bir diğer tarihi köprü ise Geçit köyünün
güneybatısında bulunan ve bugün kullanılmayan Nilüfer Köprüsü’dür.
Bursa’nın varlığını sürdüren en eski yapıtlarından ve bilinen en eski
köprüsü olan Nilüfer Köprüsü, kesme taşlarla ve tuğla kullanılarak
yapılmıştır. Biri büyük olmak üzere 4 sivri kemerden oluşmakta iken
sonraki yıllarda yatağın dolması üzerine tuğladan 4 küçük kemer daha
eklenmiştir.
Abdal Köprüsü
Yine Nilüfer deresi üzerinde yer alan bir başka köprü ise Abdal
Köprüsüdür. Günümüzde Osmangazi ilçesi sınırları içerisinde kalan ve
1669 yılında Bursalı tüccar Abdal Çelebi tarafından hayrat olarak
yaptırılan Abdal Köprüsü, döneminin önemli sivil mimari eserlerinden
biridir. Kesme taşlardan yapılan bu köprü, 1978 yılından sonra restore
edilerek araç trafiğine kapatılmıştır.
Diğer Tarihi Yapılar
Nilüfer’in pek çok bölgesinde dağınık durumda tarihi yapılar da var.
Osmanlı döneminden kalma cami ve hamamlar ile çeşitli dönemlere ait
kilise kalıntıları buna örnek.
Bugün Çatalağıl köyünde bulunan ve 19. yüzyılın ortalarında yapıldığı
sanılan H. Ioannes Theologos Kilisesi bunlardan biri. Çeşitli dönemlerde
değiştirilerek orijinal görünümünü yitiren ve doğu-batı doğrultusunda
dikdörtgen planlı olan kilise bugün depo olarak kullanılıyor.
Bir diğer yapı da Özlüce Mahallesi’nde bulunan Run kilisesidir.
Bursa-İzmir yolunun 3 km. kuzeyinde yeralan ve eski adı İnesi Köyü olan
Özlüce, Nilüfer’in yeni mahallelerinden biri. Osmanlı döneminde Müslüman
ve Hristiyan kökenlilerin birlikte yaşadıkları bir köy olan Özlüce’ye
Kurtuluş Savaşı sonrasında Mübadele Anlaşması ile Yunanistan’dan gelen
göçmenler yerleştirilmiştir. Bugün Özlüce meydanında bulunan Aziz Helena
Kilisesi’nin 18 veya 19. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. 1924
yılında minare-minber ve mahfel eklenerek camiye dönüştütülen yapı,
1992’de yeni caminin yapılması üzerine terk edilmiştir. Nilüfer
Belediyesi çatısını onarıp çevresini düzenlediği kilisenin restore
edilmesi yönündeki çalışmalarını halen sürdürüyor.
Yine farklı dönemlere ait ve yenileri yapıldığı için artık kullanılmayan
Demirci camisi, Ermeniler ile Müslümanların birlikte yaptığı ve
kiliseden camiye dönüştürüldüğü belirtilen Yaylacık camisi ve
Kayapa’daki 18. yüzyılda yapılan Merkez Cami’nin özgün kalabilen
minaresi ile Demirci hamamı tarihi değeri olan yapılardan bir kaçı.
Anıt Ağaçlar
Nilüfer’in çeşitli bölgelerinde anıtsal nitelikte bulunarak korunmak
üzere envantere kaydedilen çok sayıda ağaç vardır. Çalı beldesindeki
tescilli çınar, servi, çitlembik ve doğu mazası türü ağaçlar ile Demirci
Mahallesi, Yaylacık köyü gibi pek çok yerde doğal anıt niteliğinde yaşlı
çınar ağaçları buna birkaç örnek.
|

Almira Hotel
Konfor ve rahat bir tatil için
Osmangazi Bursa
(+90 224) 250 20 21

Kirazlı Otel
Uludağda tatil kayak keyfi
Uludağ Bursa
(+90 224) 283 21 54

Kervansaray Bursa Oteli
Havuz bar ve her türlü konfor bulunmaktadır
Merkez Bursa
(+90 224) 220 00 00

Karinna Otel
Sadece kış turizmine değil, yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 23 60

Kar Tanesi Otel
Sınırsız kayak, eğlence ve sımsıcak bir kar tatili
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 24 17

Fahri Otel
Uludağ 'da kışın tadını bizle çıkarın .
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 20 10

Ergün Otel
Uludağ deyince ilk akla gelen isim .
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 21 00

Artıç Otel
Bursa'nın en eski otellerinden biri olmakla birlikte, kaliteli ve konfor
Merkez Bursa
(+90 224) 224 55 05

Holiday Inn Bursa
Osmangazi ve Orhangazi türbelerine 20 km, Kültürpark' a 18 km
Merkez Bursa
(+90 224) 737 52 00

Kar Otel
Kar şömine ve konforlu tatilin keyfi
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 21 22

Atasu Otel
Son derece nezih ve büyük olan Lobby ve şömine ateşi ...
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 20 71

Aydın Yıldız Otel
Zengin Türk Mutfağıyla konfor sizleri bekliyor .
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 21 40

Ağaoğlu My Resort Otel
Kapalı havuzu ve tüm kayak ekipmanları
Uludağ Bursa
(+90 224) 285 20 01
|
|